|
|
|
|
|
|
PIHILTI ÜLKESİ
...ve Dünyam'a...
uzaklardaki sokak lambasından geçerek geldi oturdum kısınca gözlerimi ve bakınca gözyaşımın ardına yakarışlarını gördüm ışıltıların içinde kendimin
Su soğukçaydı kayıp gittim üstünden bittiği yerde suyun onları gördüm kıyıda o düş kaçkınlarını üzerlerinde kemerlerinden başka bir şey olmayan ve gözlerinde pıhlayan bakışlardan ve yankılarla dolu gergin derilerinden başka... başka neleri vardı onların mızrakları vardı -aşksa bu soğukçaydı-
durup dururken aralarından bir kadın kemerini verdi bana sonra düşüp kaldı buradaki ölümünün üstüne sevdim bu kadını tutkuyla bundan böyle hep taşıyacağım kemeriyle sevdim ölse de çocukların çıplaklığına kapandıkları ölse de o kadın kemerini verdi bana burada kalabilmem için ve buradan gitmek istediği için -bazen gitmek istersiniz birden çok şey için-
mızraklarının üstünde taşıyarak sonra suya attılar onu kayıp gitti o da geldiğim yere bense kaldım kıyıda oracıkta kemeriyle artık benim olan ama mızrak vermediler bana bakmadılar gözlerime bir kez -derilerinin daha da gerildiğini gördüm
başka bir şey olmadı uzunca bir süre kıyıdaydık birlikteydik durup durduk bırakıp gittiler çok sonra beni kıyıda yanlız bir adam ve çocuk -yalnız gözleri değil tenleri de pıhlayan kaldılar kıyıda ölengiden kadının olan çocuk ve adam uzak kıyıya bakıp durdular dönüp gittiler onlar da çok sonra giden ötekilerin ardından
Kalamazdım orada öylece bir kadının anısıyla geldiğim yere gitmiş burada ölerek ve kemeriyle onun mızraksız ve çocuksuz kalamazdım isteğini de duyunca onları bulmanın bakıp çiğnenmiş çimenlere -artık gidenlerin yolu olan o patikaya- sonra tam yola düşecekken adam ve çocuk yanımdaydılar gene geri dönmüştüler birden -istememişlerdi sanki yanlarına gitmemi ülkenin içlerine gitmemi o gün- uzaklara bakıp durdular gelir gelmez bana bakmıyorlardı hiç ama uzaktaki kıyıya bakınca onlar bana bakmışlar gibi hissediyordum nedense yanlarındaydım ve geldiğim kıyıdaydım sanki aynı anda o kadınla beni de gömmek istemişlerdi suya sanki kemeri bendeydi ama istemedi içim öyle bir ölüyle birlikte olmayı ne garip istemeyebiliyor insan bazen bir ölüyü çok sevse de -bir ölümü başka bir kıyıda doğmak demek olsa bile istemezsiniz bazen ne garip yaşayan birini tercih edersiniz nedeni çok bir ölüye-
geldiğim uzak kıyıda bıraktım olan biteni dedim onlara ağzımı açmadan bunları ve başkalarını söyledim adam ve çocuğa oraya dönülemiyeceğini dönemeyeceğimi bazı gidişlerin bitmiş olabileceğini çok ani de olsa bazı kaçışların kaçış olmaktan çıkıp biterek bitmişliğiyle bir intihar olabileceğini intiharı istemeden -ya da isteyerek ne farkeder- bazı gidişlerin başlamadan daha bir adım atmadan bitmiş olabileceğini bazen bir kaçışın kaçmaya yaramayacağını söyledim yalnızca bir kıyıyı bırakıp geldiğimi biliyorum dedim ilk kez bu kıyıdayken onlar gibi pıhlatabildiğim bakışlarla
birden bana çevirdiler gözlerini ikisi aynı anda mızraklı adam ve bacağına sarılmış çocuk ve bu bir anlık bakışlarından sonra dönüp içyola doğru oturdular yere o bir anlık bakışları uzak kıyıymışım gene ben işte o anda geldiğim yer gibi işte tam olarak yani dönmemi istedikleri yer gibi ta kendisi gibi bir uzak kıyının siz hiç mızraklı çıplak insanların yaşadığı bir ülkede çıplaklıklarında kemerleri olan pıhlayan insanların arasında uzak bir kıyı oldunuz mu hiç -kaçıp geldiğiniz bir intiharla ya da değil- kaçılan ve sizin olan ama uzaklardaki bir kıyının kendisi oldunuz mu birden bırakıp geldiğiniz artık orada olmadığınız ve dönemeyeceğiniz belki bir daha hiç uzak bir kıyı oldunuz mu
Değişim değişmeyen tek gerçektir demişlerdi bana inanmıştım bir zamanlar buna çoğu yaşadıklarımı ve yaşayacaklarımı yaşamış olan bu mızrakları ve kemerlerinden başka bir şeyleri olmayan insanların ülkesinde değişmiyordu hemen hemen hiçbir şey -bazı zamanlar değişimsiz geçer- bu kıyıya adım attığımdan beri anladım ki çoğu zaman değişmiyordu her şey burada anladım ki bu ülkede sahip olunan en çok şey yaşanılmakta olandır ve yaşanılacaktır yaşanılacak olan yaşanılacaktır yaşanılacak olan
Birdenbire tekrar yola koyuldu adam ötekilerin yanına gitmek istemişti tekrar içbölgelere gitti adam çocuk kaldı öylece olduğu yerde adamın arkasından baktı durdu ama orada benimle kaldı adamın mızrağının son parıldayışından sonra kalktı ve gelip yanıma bacaklarıma sarıldı sıkı sıkı üzerime tırmandı sonra sol omzuma oturup bir kez vurdu bana belinden çözdüğü kemeri ile yelesi tutuşmuş bir at gibi koşmaya başladım derimin yırtılışlarıyla geçerken ağaçların arasından yokoldu sonra ağaçlar birdenbire kıyıdan uzaklaşmıştık ne hızlıydık ve çocuktuk ikimiz de birden içine düştüğümüz ve birden ağaçların yokolduğu bir bozkırda tüm bozkıra yeten ve daha sakin diğer tüm ağaçlardan pırıldayan bir ulu ağaç gördüm uzakta bozkırın ortasında mızrak ağacıydı bu bilerek ne yapacağımı ama şaşarak bu bilişime gidip kopardım benim olan mızrağı ağaçtan
atladı omzumdan sonra gerginliği mavileşen çocuk ve ağacın dallarında gizlice duran kadını gösterdi bana içim aktı ona kabul etti o da gözleri sevgisini pıhladı saçlarını okşamamı istedi büyükannesinin ona yaptığı gibi okşadım çıplaktım ve mızrağım ve kemerim -o kadının ölümügidişi çocuk... ...
Kaçışın kaçmaların olmadığı seçmenin seçilmenin olduğu ama çok önemsenmediği haz duymanın ve acının varolduğu bilindiği ve gülündüğü tutkuların isteklerin ölmeden doyurulduğu intihar edince ölünmeyen o ülkede biz bir düşten uyanmıştık yaşadık
2010-07-16 20:06:10
|
|
|
|
|
|
|
|
2010-08-05 14:27:50
Okudum okumasına da onca metafora ne gerek vardı, bir incecik iz bırakmayınca dedim.
Diğer "Pıhıltı Ülke"lerinde buluşabildiğim bir yer illa çıkardı.
Bunda zorlama hissi dışında bir varış yok.
Ama geçmişte yazılanların derlenip toparlanması (imkansız) görevinin sizin için bitmesine sevindim, darısı başıma...
|
|
|
|
|
|
|
|
2010-07-18 21:58:23
Varsın ışıklar sönsün ve bana desinler
Oyun bu kadar
varsın kül rengi havayla
boşluk esip gelsin sahneden,
sessiz atalarımdan hiçbiri, hiçbir kadın
benimle oturmasın, o koyu şaşı gözlü
oğlan çocuk bile olmasın yanımda
gene de kalacağım
*****
sanırım iki gün içinde üç kez okudum şiirinizi
şiir kenti, şiir ülkesi, siir dünya ve evreni
yaşamın herhangi bir yerinde kahraman olabilecek
kimliksiz karakter özellikleri sergileyen
yoruma yahut duyuma yönelik ufak ipuçları verilen
canlı olana cansız, cansız varlıklara canlı kostümler
uyarlayan
postmodern anlayışı, dadaist bir tutumla içselleştiren
aaaaaaaa
çok büyük laflar ettim biliyorum
toplamaya gelirim.
aniden.
Düzeltme 2010-07-18 21:59:54
|
|
|
|
|
|
|
|
2010-07-17 04:17:25
seviniyorum pıhıltı ülkesine gideceğime
eklenmiş görünce şiirlerin arasına
bir masalın içinde geziniyorum çünkü
güzel bir masalın
yüreğinize, kaleminize sağlık belki biraz daha sadeleştirilebilir yaşattınız gene teşekkürler
ışık, sevgi ve daima dostlukla
|
|
|
|
|
|
|
|
2010-07-16 23:11:43
kıyıları allak bullak edene kendi bulduğu pıhıltısında hakikatmiş wewinin dediği neydi pıhıltı?
kesintili. akışkan. sıcak.
palomitam'a v geldinse; gündüzünde uyunan damla damla gecende. dökülür yıldızların, kakül geceye sarkıt dikit, bütün bir ülkeye. (oysa şairin ismine de imrendiğim(düşçobanı) ama hiç okumamışlığımı fark ettiğim) başı ve yüreği şahbaz
-buna izin vardı: bir kemer bir eşya ya da bir takı- çıplağın ışıl ışıldı aydınlandı bir gezegen aydınlanır gibi kıyı ıı not:aynı kemerden bahsediliyorsa tutarlılık ne güzel bir şey
... ve okyanus'a... ııı bir tekmelesek duvarları belki çıkıp gelecektir pıhıltılara bulanmış zihin kendi oyununda kendini avutur mu avutur.fzl
gideceksen... düşlerdekal kalkelebeklerde ıv
aralara serpiştirilmiş düşmavi fünye uçuk
ve nefes aldığı aldırdığı düşaşkı bağırçağır
...ve dünyam'a... "ne garip yaşayan birini tercih edersiniz nedeni çok bir ölüye" şimdi yeniden her birini okumuş ve buraya gelmiş biri olarak
katılası geliyor çobanın güttüklerine .)
not: değişim değişmeyen tek gerçektir demişlerdi bana sıkıcı olmuş o bölüm
|
|
|
|
|
|
|
|
2010-07-16 20:22:48
neydi pıhıltı?
kesintili. akışkan. sıcak. idi wewin'in dediğince...
evet, benzerdi. yirmi yıldan çok oldu pıhıltı ülkesi yazılalı. Ona en yakın olan pıhıltı ülkesi II, beş yıl kadar önce yazıldı. aradaki yıllar ve hani yağmurlu yıllar şiirimdeki "on yıl kadar süren dalgınlık" şimdiye kadar yayınladığım şiirlerin yaklaşık yarısı eski şiirler ve yeniden düzenlemeleri. karışık. tarih atmayı sevmiyorum şiirlerin altına. ve ben bu şiir yazma yayınlama işine son birkaç yıldır başladım zaten. beş yıldan öncekiler, yazılıp bir köşeye bırakılanlardı. ve şimdi bitti bu şiirle geçmişten getirdiklerim, çok kez "yeniden yazarak" yayınladığım "eskilerim"...
pıhhh; en çok bir görüntü, bir ses... en çok da hani kediler pıhlar ya, vahşicedir ya, derinden doğadandır ya. oradan çıkmıştır ilkin. gelmiştir. başka yerlere varmıştır sonra düş dünyamda.
kesintili. akışkan. sıcak. ve daha bir sürü...
herkese selam olsun, şiir olsun
Düzeltme 2010-07-16 20:26:30
|
|
|
|
|
|